ESKİ TÜRKÇE'DE KAHVERENGİ AT DEMEK. BİZİM İÇİNSE:
dor
1. isim Boğaz’ın kuzey rüzgârları, ketenin hafifliği ve uzun yaz akşamlarının yavaşlığını taşıyan at.
2. sıfat kökleri Akdeniz’de olan; günleri denizde, geceleri yıldızların altında geçen.
BİNLERCE YILDIR KETEN GİYİYORUZ
Keten ve sedeften imal edilmiş bir kıyafet giymek, bir bitkiye sarınıp kendinizi deniz kabuklarıyla süslemek gibidir. Bunu daha karmaşık ifade etmemize gerek yok. Bu kadar basit ve güzel bir his. Giymeyi bırakmaya karar verdiğinizde de nazikçe toprağa karışan ve geldiği yere dönen bir birliktelikten bahsediyoruz.
Sonuçta doğadan gelen doğaya döner; ona ait olan insan gibi. Tam tersi değil.
Bu pencereden baktığımızda birlikte var olma ve iyi olma mücadelesi verdiğimizi görebiliriz. Büyük resimde ve uzun vadede, birbirimizin esenliğini ve devamlılığını imkanlı ya da imkansız kıldığımızı görebiliriz. Bu bir ortak kader kurgusudur. Ya hep beraber, ya hiçbirimiz.
Dolayısı ile doğa ile işbirliği yapmak da bir yüce gönüllülük değil, hayatın doğal akışına uygun yaşamak ve üretmektir.